Kaybolan Ruhlar

Bir zombi hikayesi anlatacağım size. Günümüzde zombileri bilmeyen yoktur. Anneannelerimiz bile ‘zombi’ terimini kullanır bize. Bazen o kadar inandırıcı gelir ki filmler yada çizgi romanlar, dünya tarihinin bir çağında dinazorlar gibi zombilerin de yaşadığını sanar.
Evet aslında gerçekten zombiler vardır. Hem de günümüzde ve hatta aramızda yaşarlar. Tek birşeye odaklı ve duyuları her harekete duyarlı zombi topluluğu… Tek bir ‘araç’ ile amacı dışında kullanarak zombileşen bizler.
Evet evet. Zombiler aramızda! Belki ben ya da sen! Basit ve her işimizi çözen bu son teknoloji ceptelefonlarımız sayesinde. Şahit olduğum örnekler o kadar fazla ki insan korkuyor. İnsanların, insanlığın bağımlısı olduğu bu hayat tarzı, ihtiyacını karşılayamayarak daha fazla bağımlısı haline geldiğimiz şu günlerde;  Aslında sadece haberleşme aracı olan telefonlarımızın birkaç ek özellik ile bizi içine hapsetmesi korkunç boyutlara vardı.
Özellikle gençlerimiz, arkadaşıyla yürüdüğü yolda gördüğü (ki kaldırımdan başka nadiren olur) bir karenin resmini çekerek sosyal medya platformlarından paylaşıyor, arkadaşına resmi ya da o kareyi canlı canlı göstermeyi akıl edemeden direk hesabına bakmasını söylüyor. Bazen birlikte yaşanan bir anı herkesten soyutlayarak ‘sanki yapayalnızmış’ gibi sunuyor ve alacağı ‘like’lar ile mutlu oluyor. Varlığımız bedenden ibaret olmayan şu dünyada sanal alemin dışında neredeyse hiç yaşayamayan bizler, özümüzü kaybederek robotlaşıyor ve yokoluyoruz.

Sosyal canlı bizler bu evrende bildiğimiz en akıllı varlıklarız ama elimize verilen şu araçları amacı dışında kullanarak git gide kayboluyoruz… Geleceğe bırakacağımız miras çok korkunç ve artık bireysel bir topluma doğru gidiyoruz. Bir an önce uyanmamız dileğiyle. 

 

Muhammed Halid Taş / 2 teknikerden sadece biri… 

Sosyal Medyada PaylaşShare on Facebook
Facebook
Share on Google+
Google+
Tweet about this on Twitter
Twitter

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir